19 Ağustos 2009 Çarşamba

Daha çok erken, gitmek için, yok olmak için...
O kadar güzel gün biriktirdim ki bizim için onları görmeden gitmene izin vermem.
Hem ne olacak sonra düşündün mü hiç?
Nasıl geçecek günler?
Gitme! Daha çok erken...

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Okumayacağı bilinen birine mektup,
Çelişkili bir haldeyim. Çok iyiyken kurulan bir cümleyle en dibe çekiliyorum. Düşünceler beynimi yeni yeni yemeye başlıyor. Kiminleydim, şimdi kim oldum? Hayat diyorum, geçecek diyorum. Bazı şeyler geçmiyor, geçiremiyorum. Küçük bir ışık görsem diyorum, belki gidebileceğim yolun sonuna kadar. Birileri geliyor, birileri gidiyor, bakıyorum arkalarından. Çaresizce, hoyratça, binlerce küfür ederek. Ayıplar silindi lugatımdan. Ne kaldı, ne bitti artık farkedemiyorum. Kuşkusuz sevmedin beni, ya ben? Nasıl mı sevdim anlatayım; gittiğinde kıyafetlerine sarılıp uyuyacak kadar, işimin gücümün arasında gözümü telefona dikecek kadar, iğneleyici cümlelerine rağmen gözyaşlarımı içime akıtacak kadar ve daha nicesi kadar. Şimdi yaşıyorum, yine eskisi gibi. Sadece ben, ışığım ve sigaram. Yazılmayan şeyleri yaşamıyormuş insan, biz denedik, gördük ve öğrendik. illegal yalanlar söyledin bana, inandım, kendimi inandırdım. Sonra ruhum doydu yalanlara, gitmeye karar verdim. Giderken arkamdan bağırdın, duymamış gibi yaptım. Dönseydim geri bir filmi onuncu kez izliyormuş gibi olacaktık. Kırılacak yer kalmadı vücudumda, seninse kırıkların hep kısa sürede kendine geldi. Herşeyi verebilirdim sana, kendim dışında. Buruk yaşıyorum son günlerde, susuyorum, gülmüyorum. Ellerim bıraktığın yerde duruyor ama ben seni beklemiyorum.
Not: Edebiyat olsun diye yazılmamıştır.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Hayatıma getirdiğin legal yalanarla uyanıyorum her sabah. Gözlerimi nereye saklayacağımı bulamıyorum ağladığımı görme diye. İki küçük çocuk olabilirdik, oynamayı öğrenebilirdik, yarım kalmamayı öğrenirdik... Yetersizlik duygusunun omuzlarıma bindirdiği yükü taşıyacak ayakarım çoktan gitmişler. Ne zaman güzel bir cümle kursam içimdeki siyah boşlukta boğuluyorum. Her gidişimde evime geri dönüyorum. Aklımın almayacağı aşklara kalkışıyorum, ben artık kendimi tanımıyorum.
Yatağım tek kişilik oldu, yeniden...

2 Ağustos 2009 Pazar

Geldiğimde huzurluydum, gülüyordum üstelik. Zamanla yürümeyi öğrendim, sonra düşmeyi, kimse tutmadı elimden. Kimi sevsem kalbi elimde kaldı. Yeni yolları vardı, başka insanları, yer edinemedim hayatlarında. Kime kendimi versem değersizliğimi hatırlattı bana, evrende bir toz olduğumu... Çok düşündüm, çok ağladım, çok yoruldum. Ben vardım, kimse yoktu odamda.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Kumsalın güneşi doğurduğu yerde tırnağım gizli.

4 Temmuz 2009 Cumartesi


Sesim bana geri dönüyor yine.
Kolay olan şeyler milyonlarca kilometre uzağımda.
Bir hikaye yaratmak istedim kendime, kahramanlarım yine başka rüyalara gittiler.
Gitmek çok şeyi kabullenmektir.
Ben kalan oluyorum, kendimi kabullenemiyorum.